Prostat Kanseri Nedir?

Prostat kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık teşhis edilen ikinci kanser türü olarak bilinmektedir. Günümüzde çeşitli tarama testleri sayesinde erken teşhis ile kanser riskine karşı önlemler alınabilmektedir. Kanser riskine karşı Prof. Dr. Tibet Erdoğru, her yıl erkeklerde özellikle 50 yaş sonrası tarama testlerinin mutlak suretle yapılmasını önermektedir.

 

“Kanser” ne demektir?

Bir organ veya dokuya ait hücrelerin kontrolsüz ve yapısal bozukluklarıyla beraber çoğalmasına kanserleşme denir. Bu kontrolsüz hücresel çoğalma organda anatomik şekilde bozulmaya ve büyümeye yol açan kitle yani tümörü oluşturur. Habis yani kötü cins tümörler, organizmanın normal büyüme kontrolünün dışına çıkarlar. Kontrolsüz şekilde ve anarşik bir düzen içindeki hücreler, frenlenmeyecek tarzda çoğalırlar. Onlar etraftaki dokulara nüfuz edip onların içine doğru büyüyerek onların fonksiyonlarına da etkiledikleri gibi, kan yollarına ve lenf damarlarına girebilirler, kan akımıyla ve lenf akımıyla diğer vücut organlarına ulaşabilirler. Oraya yerleşebilirler ve orada çoğalabilirler – bu suretle kardeş tümörler (metastaz) oluşur.

Bugün bilinmektedir ki, kanser oluşmasının sebebi, vücut hücrelerinin genetik yapısındaki değişimdir. Bu da büyümenin hücrenin gelişme, çoğalma ve programlı ölme sistematiğinde sapmalara yol açmaktadır. Ve zamanı geldiğinde ölmeyen hücreler, kontrolsüz çoğalma özelliği kazanan hücreler halini almaktadır. Kural olarak denilebilir ki, bir hücreyi, bir kanser hücresine dönüştürebilmek için, birçok iç ve dış faktörün bir araya gelmesi gerekir.

Sigara dumanı, ultraviyolet (mor ötesi) güneş ışınları, radyoaktif ışınlar, gıda maddeleri üzerindeki bazı küf mantarları, yanlış beslenme, bazı virüs enfeksiyonları veya bazı kimyasal maddeler gibi çok genel olarak kanser oluşmasına katkıda bulunan dış etkenler, tek başına sorumlu tutulamazlar. Kanserin oluşmasında bunların ne ölçüde rol oynadıkları henüz büyük ölçüde açığa kavuşturulamamıştır.

Görülme sıklığı:

Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü 2016 senesinde 180.890 yeni teşhis vakasıyla prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en çok teşhis edilen habis tümör türüdür. Prostat kanseri genelde 50 yaş sonrası erkeklerin hastalığıdır: Kendilerinde prostat kanseri teşhisi konulan erkeklerin %90 dan fazlası, teşhis konulurken 60 yaşından daha yaşlıdırlar. Nüfusun ortalama yaşının artmasıyla ülkemizde de prostat kanserinin sıklığı gitgide artmaktadır. Yaşları 70 üzerinde olan erkeklerin %30 unda gizli prostat kanseri mevcuttur. Bu tümörlerin sadece bir bölümü herhangi bir zamanda daha hızlı büyümeye başlarlar ve tedavi edilmesi gereken tehlikeli bir hastalığa dönüşür.

İstatistik:

Yılda her 100.000 erkekten 129.4’sında prostat kanseri teşhis edilmektedir –2009 ile 2013 yılları arasındaki prevalans değeridir

Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından, A.B.D. de 2016 yılında prostat kanseri olarak 180.890 yeni vaka tespit edilmesi beklenmektedir. Bu sayı tümüyle yeni teşhis edilen kanser vakalarının %10.7’sini oluşturmaktadır. Aynı yıl prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 26.120 olarak öngörülmektedir. Bu sayı tüm kanser ölümlerinin %4.4’üne karşılık gelmektedir.

2006-2012 yılları arasında prostat kanserine bağlı (tüm evreler için) ortalama 5 yıllık sağkalım oranı %98.9’dir.

2013 yılındaki verilere göre Amerika’da toplam 2.850.139 kişi prostat kanseri ile yaşamaktadır.

İlk teşhis edildiğinde, %80 lokalize kanser, %12 bölgesel kanser, %4’ü uzak yayılımlı kanser şeklindedir. Lokalize ve Bölgesel kanser vakalarından 5 yıllık sağ kalım %100 olarak gerçekleşmiştir.

En sık teşhis edildiği yaş grubu 65-74 olarak belirlenmiştir. Ortalama teşhis yaşı 66’dır. Prostat kanserine bağlı ölümler sıklıkla 75-84 yaş grubunda gerçekleşmekte, ortalama yaş olarak 80 olarak belirlenmiştir.

Daha detaylı istatistiksel bilgi almak için:

http://seer.cancer.gov/statfacts/html/prost.html

 

Kanserin oluşumunda nedenler ve risk faktörleri nelerdir?

Sebepleri şimdiye kadar kesin olarak ortaya konulamamıştır. Ancak prostat kanserinde ortaya konulan 3 tane kesin risk faktörü vardır:

Yaş (yaş ilerledikçe görülme riski artar)
Genetik (ailesinde, özellikle birinci derece akrabasında prostat kanseri olanlarda
risk daha yüksektir)
Irk (Amerika’daki siyah ırkta oldukça yüksektir).

Bu hastalık, Afrika`lı erkeklerde (203.5/100.000 erkek) , beyaz tenli veya Asya`lı erkeklerdekinden daha sık görülmektedir. Avrupa`da ve Kuzey Amerika`da bu hastalık nispeten sık görülmektedir, Doğu Asya`da ise az sıklıkta rastlanmaktadır (68.9/100.000 erkek). Bu nedenle, yaşam tarzı ve hayat şartları hastalanma riskine etki edebilir olarak düşünülmektedir. Bol yağlı ve az fibrinli beslenme muhtemelen prostat kanserinin oluşmasını kolaylaştırmaktadır.

Ağır metal Kadmiyum maddesinin bulunduğu işyerlerinde, örneğin lastik endüstrisinde çalışan erkeklerde, anlaşılan daha yüksek bir risk mevcut olabilir

Prostat kanseri hastalarının yakın akrabaları, anlaşılan halkın diğer kesimlerine kıyasla bu hastalığa daha sık yakalanmaktalar. Buna göre genetik faktörler ve irsi bir yatkınlık, anlaşılan önemli bir rol oynamaktalar. BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerdeki patolojik varyantlar, HOXB13 gen bozuklukları yaşamboyu prostat kanseri görülme riski arttırabilir. BRCA genindeki patolojik farklılıkların PSA taramalarına erken ve daha sık alınması gibi yaklaşımlar günümüzde söz konusudur. Bazı araştırmalar BRCA1 ve BRCA2 patolojik varyantlarında PSA taramalarının 40 yaşından itibaren başlanması önerilmektedir.

Erkek cinsel hormonu olan ve testislerden (yumurtalardan) salgılanan Testosteron, prostatın fonksiyonu için gereklidir. Ama prostat kanseri hücrelerinin büyümesine de yardım etmektedir. Testislerin yeterli fonksiyonu olmadan prostat kanseri oluşmamaktadır.
Fakat toplam olarak oluşma sebepleri ve riziko faktörleri hususunda henüz pek az sayıda kesinleşmiş veriler mevcuttur; bunlardan çıkarılacak neticelerden henüz kesin bir ön tedbir alma imkanı da mevcut değildir.

Prostat Kanserinin klinik belirtileri 

Çok sayıda kanser türlerinde olduğu gibi, prostat kanserinin de tipik erken belirtileri yoktur. Prostat kanserinin başlangıç aşamasında hasta ilkönce herhangi bir şey fark etmez. Bu hastalık ancak nispeten geç bir zamanda rahatsızlıklara yol açar. İdrar yaparken zorluklar ve idrar torbasını boşaltmada rahatsızlıklar gibi, prostatın habis olmayan iyi cins büyümesi (prostat hipertrofisi) hallerinde sık sık rastlanan belirtiler, kanserde ancak ilerlemiş dönemde ortaya çıkar ve hastanın hastalıktan tamamen kurtulma olanağı mümkün olmayabilir. Habis tümör sıklıkla prostat bezin dış kesimlerinde oluşur ve ancak tümör oldukça büyüdükten sonra idrar borusunu daraltarak belirtilere yol açar.

Bölgesel ağrılar, ve de idrara veya meniye kan karışması halleri de, ilerlemiş safhada tespit edilebilirler. Bu belirtiler, genellikle tümörün artık prostatın yanındaki diğer dokulara sıçradığının belirtisidir.

Siyatik ağrıları ve kemik ağrıları kalça kemiklerinde, bel kemiğinin alt kesimlerinde veya iskeletin diğer kesimlerinde oluşan kardeş tümörlerden (metastaz) kaynaklanabilir. Çünkü ilerlemiş safhadaki prostat kanserlerinin %60 kadarı kemiklerde metastaz oluşturur. Bunlar bazı hallerde tümörün sebep olduğu ilk ağrılardır.

Prostat Kanserinde erken teşhis imkanları 

Hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, o kadar iyi tedavi edilebilir. Teşhis anında kanser sadece prostatta sınırlı ise, kanser hastalığından tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Bu nedenle hiçbir işeme şikayeti olmasa bile erkeklerin 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat kanseri değerlendirmesi açısından doktora başvurması önerilmektedir. Amaç hastalığın prostatın içinde sınırlı iken, yani hiçbir klinik belirtisinin olmadığı dönemde tespit edilmesidir. Bu aşamada elimizde iki basit ve az ağrı verici muayene metodu vardır: prostat muayenesi ve kanda PSA denilen bir maddenin ölçümü PSA (Prostat Spesifik Antijen) prostat kanserine özel bir madde değildir. PSA maddesi prostatın salgı bezlerinden salgılanır ve kanda da belirli bir seviyede bulunur. PSA’nın düşük olması o kişide kesin olarak prostat kanseri olmadığını göstermeyeceği gibi, yüksek olması da kesin bir şekilde kanser varlığının habercisi değildir. Ancak PSA değeri prostat kanseri konusunda bize parmakla prostat muayenesini birlikte hastayı değerlendirmemizi ve prostat kanseri olasılığını göstermesi açısından önemlidir. PSA değerinde sınır 4 ng/ml olarak düşünülse bile, günümüzde birçok merkezde 2.5 ng/ml değerinin üstünde dikkatli davranılarak, alt değerlendirmeler ile, prostat biopsisi önerilebilmektedir. Bu alt değerlendirmeler toplam PSA ile kandaki serbest PSA’nın oranlarının değerlendirilmesi, PSA’daki aylar içindeki artış hızı gibi değerlendirmelerdir.

PSA sadece kanserli durumda değil, iyi huylu prostat büyümesinde de kanda yükselebilir. Ayrıca prostat üzerinde tahrişe yol açabilen prostat iltihabı, idrar yolu infeksiyonu, prostat taşı, idrar yolundan sonda takılması da kanda PSA yükselmesine neden olabilir.
Parmakla muayenede, sonbarsaktan (rektum) prostat bezi kolayca hissedilebilir ve yüzeydeki küçük düzensizlikler bile bu suretle fark edilebilir. Özelikle sert alanların parmakla hissedilmesi kanser şüphesi anlamındadır. Habis kötü cins tümörler genellikle organın bu yüzeyinde oluştuğundan, bu parmakla rektal prostat muayene metoduyla, en azından yüzeysel oluşan kanserlerin erken teşhisi, fazla ağrı verici olmayan bir şekilde mümkündür.

Şayet doktorunuz parmakla rektal prostat muayenesinde bir sert alan varlığı tespit ederse PSA ne olursa olsun prostattan iğne biopsisi önerecektir. Ayrıca prostat muayenesinde bir şüphe olmasa bile PSA test neticesi anormal ise yine prostattan iğne ile doku biopsisinin alınması gerekli görülecektir.

 

PCA3 tetkiki nedir?

Prostat kanserinde spesifik olduğu saptanan bir genetik mRNA yapısının araştırılması temeline dayana bir testtir. İdrara dökülen prostat epitelyum hücrelerindeki kansere spesifik olan mRNA molekülü aranır. Oldukça özgün bir oranda prostat kanserinin saptanabildiği konusunda veriler kongrelerdeki çalışmalarda sunulmaktadır. Yakın bir gelecekte oldukça yaygın kullanım alanı bulunacağı düşünülmektedir.

Prostat kanserinin tanısında uygulanan PCA3 tetkikinin gelişim ve detaylı bilgileri için lütfen www.davincirobotikcerrahi.com sitemizi ziyaret ediniz.

Multiparametrik prostat MRI nedir?

Klinik anlamlı prostat kanserinin evrelemesinde, risk değerlendirmesinde ve lokasyonunun teşhisinde oldukça değerli bilgiler veren bir tanı yöntemidir.

T2 ağırlıklı , diffüzyon, perfüzyon (dinamik kontrast tutan görüntüleme) ve spektroskopik görüntüleme kombinasyonu bu çoklu parametrik değerlendirmenin temelini oluşturur. Ancak T2 ağırlıklı ve diffüzyon görüntüleme esas kısmını oluşturmaktadır.

mpMRI görüntülemedeki morfolojik değerlendirme için kombine kullanılan T2WI, DWI, DCE ve MRSI aşamaları ile prostat kanserinin teşhisi, kanser dokusunun prostat bezi içindeki lokalizasyonu ya da lokasyonları, prostat kanserinin evrelendirmesi konusunda detaylı bilgi vermektedir. Ancak özellikle T2WI ve DWI prostat kanser evrelemesinde, risk ayrımında, tümör lokalizasyonunda ve teşhisinde önemli bilgiler vermektedir.

Bu nedenle prostat kanserinin değerlendirilmesinde kullanılması önerilen MRI tekniği yüksek rezolüsyonlu T2WI ve en az iki fonksiyonel MRI tekniğinin kombine edildği multiparametrik MRI (mpMRI)’dır. T1 ağırlıklı görüntüler prostat bezinin yapısının değerlendirilmesinde ve tümör varlığın ayırt edilmesinde sınırlı etkinliğe sahiptir. Bu T1 ağırlıklı görüntünün kullanıldığı asıl alan biopsi sonrasındaki kanamanın değerlendirilmesinde olabilir.

“Endorectal coil” (Şekil-1) kullanımı kanser araştırma protokolünde kesin kullanılması gerekli bir aparat değildir ancak özellikle 1.5 TESLA cihazlarda kullanılması tercih edilir.  Genellikle balon 60 cc hava ya da baryum süspansiyonlu sıvı ile doldurulur.

MRI ile prostat değerlendirilmesinde kullanılabilien “Endorectal Coil”

prostat-kanseri

 

T2-WI (T2 weighted imaging), T2 ağırlıklı görüntüleme

T2-WI prostat MRI değerlendirilmesinin en ağır etkili görev yapan elemanıdır diyebiliriz. Yüksek uzaysal rezolüsyon sağlayarak prostat içindeki zonlara ait anatomiyi (periferal zon, santral zon, transisyonel zon, ejakülatör kanallar, anterior fibromuskuler stroma, seminal veziküller, üretra ; bakınız Prostat Anatomisi bölümü) ortaya koymamızı sağlar. Ayrıca damar sinir demetinin ayırt edilmesinde de etkilidir.

Periferal zon T2WI ile yüksek yoğunluklu sinyallere sahiptir (Şekil-a beyaz ok) ve bu aslında yüksek su içeriğini gösterir. Periferal zondaki kanser dokusunda düşük sinyalli bir alan şeklinde görülür. (Şekil-a siyah ok) Ancak periferal zondaki düşük T2 sinyaller prostatit, skar dokusu ve radyasyon sonrasındaki değişiklikleri de gösterebilmektedir.

prostat-kanseri2

 

Periferal zondaki T2WI yoğunluğunun derecesi, kanser dokusundaki Gleason grad ile uyumludur. Yüksek Gleason grad komponent, daha düşük yoğunlukta sinyal alanlarında görülür. Bu nedenle T2 WI prostat kanserinin risk olasılığını da ortaya koymak için önemlidir.

DWI (Diffusion weigthed imaging)

Dokudaki su moleküllerinin Brownian hareketini (Şekil-3) ölçerek fonksiyonel görüntü alınmasını sağlamaktadır. MRI incelemede Açık Diffüzyon Katsayısı (ADC) ya da moleküllerin net yer değiştirmesi su diffüzyonunun hareketideki kısıtlama olup olmadığını belirtir. Bunun hesaplanması için en az iki set görüntüleme ile farklı manyetik alanda elde edilen molekülün hareket süresi ve hızının değerlendirmesi ile mümkündür (b değeri).  DWI sonucunun elde edilmesinde ADC nin hesaplanması için en az 2 b faktörünün olması gereklidir. Daha fazla b değeri ölçümü tabii ki  ADC sonucun daha doğru elde edilmesini sağlayacaktır. Düşük ADC değeri kanser dokusunun ayrıt edici özelliğini göstermektedir. ADC değeri <1000 s/mm2 dokular klinik anlamlı prostat kanserinde söz konusu iken, ADC değerindeki farklılıklar kanser hücrelerinin Gleason değeri hakkında net bilgi verememektedir.

bownian-movement

 

DWI mutiparametrik MRI için oldukça önemli fonksiyonel görüntüleme tekniği olarak, özellikle kanser dokusu ile diğer iyi huylu anormal dokuların ( prostatit, skar dokusu vb gibi) ayırt edilmesinde oldukça yardımcıdır.

DCE (Dynamic contrast-enhaced perfusion imaging)

Bu görüntüleme tekniği, damardan (intravenöz) uygulanan gadolinium kontrast materyalinin verilmesinin hemen öncesinde, sırasında ve hemen sonrasındaki T1 ağırlıklı ölçümlerin alınması ile tümör dokusundaki anjiogenezisi değerlendirir. Mp-MRI’da DCE görüntülemesinde tümör dokusu erken ve hızlı şekilde kontrast maddeyi yüksek yoğunlukta tutar ve çok hızlı boşalır.

Multiparametrik prostat MRI ne zaman önerilmesi doğrudur?

Prostat kanseri riskine yönelik yapılan değerlendirmelerin başında kanda PSA ölçümü ve parmakla prostat muayenesi gelmektedir. PSA değeri yüksek ve/veya muayenede prostatta şüpheli sertlik –nodül- varlığında, prostat kanseri teşhisi için, TRUS(transrektal ultrason) kılavuzluğunda prostat biopsisi en sık kullanılan yöntemdir.

Sadece PSA yüksekliğinin prostat kanseri teşhisindeki duyarlılık ve özgüllüğü sınırlı kalabilmektedir. Bunu arttırmaya yönelik, serbest/total PSA yani % serbest PSA, yaşa spesifik PSA, PSA artış hızı (PSA velositesi), PSA yoğunluğu ya da PSA transisyonel zon yoğunluğu, PHI skor (prostat sağlık indeksi skoru) gibi bazı PSA alt formlarının değerlendirilmesi önerilir.

Ancak yine de prostat kanserinin varlığının değerlendirmesinde özellikle prostatın ön yüzeyinde lokalize olmuş ve prostatın arka yüzeyinden 2-3 cm önde olması nedeniyle gözden kaçabilecek kanser dokularının teşhis edilemeyebilir.  Bunun yanında sistemik biopsi ile kanser risk ayrımının ne derecede yapılabildiği şüpheleri de söz konusudur? Bu açıdan da mpMRI ve biopsi patolojik verilerinin birlikte değerlendirmesinin oldukça yardımcı bilgiler verebileceği düşünülmektedir.

PI-RADS ne demektir ?

PI-RADS  yani açık ifadesi ile “ Prostate Imaging Reporting and Data System” MRI ile prostatın elde edilen multiparametrik incelenmesi ile elde edilen bir skor sistemidir.

2010 yılında Amerikan Radyoloji Akademisi (ACR) ve Avrupa Üro-Genital Radyoloji Derneği (ESUR) çalışması ile PI-RADS değerlerini standardize etmişlerdir. Buradaki amaç, klinik anlamlı prostat kanserinin erken ve doğru teşhisi için multiparametrik prostat MRI uygulaması ve geniş alanda kullanımının sağlanması idi.

ESUR bu amaca yönelik 2011 yılında PI-RADS ilk versiyonunu yayınladı. Ancak uluslararası birçok kuruluşun ve bu iki derneğin de katılımı ile 2014 Aralık ayında PI-RADS Version2 tanımlandı. Ve bu skorlama Avrupa Üroloji dergisinde yayınlandı.

mpMRI ve PI-RADS v2 ile amaçlanan ve Harvard Üniversitesi bünyesindeki Boston MGH ve Brigham & Woman’s Hospital bünyesinde  devam eden araştırma  ile

  1. Gleason Skorunda 4 ve üzeri değer olan ve 0.5 cc’den büyük ana tümör hacmi olan prostat kanserinin erken ve doğru şekilde teşhis edilebilmesi
  2. Gereksiz biopsi uygulanan iyi huylu prostat büyümesine sahip hasta sayısını ve aşırı tedavi uygulanan sessiz prostat kanseri sayısını azaltmak

gerçekleşip gerçekleşemeyeceği belirlenecektir. Bu araştırma bugünlerde sonuçlanması planlanmaktadır. Eğer sonuç başarılı olursa, mpMRI ve PI-RAD v2 uygulamasının klinik açıdan global olarak kullanımını hızlandıracaktır.

PI-RADS v2 sistemi ile klinik anlamlı prostat kanseri olabilecek hastaları seçerek, bunlarda prostat biopsisi uygulamasının yapılmasını sağlamaktır.

PI-RADS v2 Skor:

PI-RADS 1: çok düşük , yani klinik anlamlı kanser olma ihtimali oldukça düşük ihtimaldedir.

PI-RADS 2: düşük, yani klinik anlamlı prostat kanseri olma ihtimali düşüktür

PI-RADS 3: orta, yani klinik anlamlı prostat kanseri olma ya da olmama ihtimali hemen hemen eşittir.

PI-RADS 4: yüksek, yani klinik anlamlı prostat kanseri olma ihtimali yüksektir.

PI-RADS 5: çok yüksek, yani klinik anlamlı prostat kanseri olma ihtimali çok yüksektir.

PI-RADS v1’in klinik anlamlı prostat kanserini yakalamadaki duyarlılığı %96, özgüllüğü %35, negatif öngörü değeri %92, pozitif öngörü değeri ise %52 olarak rapor edilmiştir.

Prostat iğne biopsisi nedir? Nasıl yapılır?

Biopsi öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Prostat iğne biopsisi, parmakla muayenede olduğu gibi, rektuma yerleştirilen bir ultrasonografi alıcısı yardımıyla elde edilen prostat görüntüsü rehberliğinde alınmaktadır (Resim-1). Biopsi örnekleri bir iğne yardımı ile alınır (Resim-1). Bunun öncesine prostat etrafına yapılacak lokal (mevzi) anestezi ile işlem sırasında ağrı olmamaktadır.

Prostat bezinin ultrasonografi görüntüsü altında, prostatın her iki kanadından 4 ya da gerekli görüldüğü takdirde 5 adet yani toplam 10 ya da 14 adet iğne ile biopsi örneği alınır. Ayrıca ultrasonografik görüntü altında görülen şüpheli bölgelerden de ayrıca numune alınabilir.

 

Resim-1: Rektuma yerleştirilen ultrasonografi alıcısı ile incelenerek biopsi alınır.

prostat-kanseri3

Son dönemdeki veriler her ne kadar sadece multiparametrik prostat MRI2daki şüpheli lezyondan biopsi örneklemesinin yeterli oalcağını ileri sürse de, şüpheli lezyon ya da lezyonların yanında sistematik biopsi örneklemesinin (Şekil-2) en doğru örnekleme olduğuna inanılmaktadır.

Resim-2:  Stereotaktik transrektal ultrasonografi altında prostatın şüpheli lezyon yanında 10-14 alanından iğne biopsi örneklemesi, biopsi haritası çıkartılarak yapılır.

prostat-kanseri4

Ayrıca diğer önemli inancım, bizzat hastanın doktorunun biopsisini kendisinin almasıdır. Neden? Çünkü ultrasonografi dinamik bir değerlendirmedir. Bunun olası bir ameliyatı gerçekleştirecek cerrahın yapmasında ve biopsileri bu dinamik değerlendirme sırasında kendisinin almasında, aldığı bölgeleri işaretlemesinde ameliyat sırasında gerekli tedbirleri alarak cerrahi sınır pozitifliğini en aza indirmek için bütün bilgileri kullanması açısından çok önemi vardır. Eğer ameliyatı gerçekleştirecek doktor biopsiyi almadı ise, mutlaka biopsi örneklerinin prostatın hangi bölgesinden alınmış olduğunu bilmesi, yani biopsi haritasının (Resim-3) detayını bilmesi, çok önemlidir. Zira bu biopsi alanlarına göre cerrahi sırasında nasıl, hangi alanda ve hangi teknikle sinirlerin korunup korunmayacağına karar vermek gerekmektedir. Ayrıca çıkartılan prostat dokusunun incelenmesi sırasında da biopsi verilerinin önemi olacaktır (Resim-4).

Resim-3: Prostattan alınan biopsi mutlaka nereden alındığı konusunda dökümante edilmelidir. Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir.

prostat-kanseri7

 

Resim-4: Biopsi detaylarının mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan spesimen ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.

prostat kanseri

 

Prostat biopsisi sırasında değerlendirilen ve düşünülen kanser dokusunun volümü ile kanser hücrelerinin çoğalma hızı, biopsi iğnesinin denk gelmemesi nedeniyle, biopsi örneklemesi yapılamayan prostat bölgelerinde varolan daha agresif –saldırgan- kanser dokularını göz ardı edebilir. Bu nedenle biopsiyi, hastayı değerlendiren doktorun ultrasonografi altında alması, biopsi odaklarını prostat içinde aldığı lokasyonlarla haritalandırması ve tüm bilgileri değerlendirdikten sonra ameliyatın detaylarını (lenf bezleri alınacak mı?, sinir nasıl bir teknikle korunacak? –intrafascial sinir koruma mı yapılacak, interfascial sinir korumamı yapılacak? Sinir hangi tarafta korunacak, hangi tarafta hangi teknikle korunacak? Sinir demeti üzerinden hangi noktalarda ameliyat sırasında frozen değerlendirmesi için doku örneklemesi yapılacak? ……gibi)  programlaması gereklidir.

Resim-5: Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir. Bunun mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan doku ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.

prostat-kanseri7

 

Yukarıda da belirtildiği gibi iğne ile prostat doku örneklemesi (biopsisi) prostat etrafıa yapılan lokal anestezi altında yapılır. Genel anestezi çoğunlukla kullanılmaz. Bu nedenle biopsi öncesinde aç kalmaya gerek yoktur. Biopsi yapılma tarihinden en az 8-10 gün öncesinden hiçbir şekilde aspirin ve türevi kanın pıhtılaşmasını uzatan (kanı sulandıran) ilaçlar alınmamalıdır. Biopsi öncesinde mutlaka idrar örneği alınarak idrarda ve idrar yollarında infeksiyon olmadığının ortaya konulması gereklidir. İnfeksiyon varken alınan biopsilerden sonra yüksek ateş, idrar yapmada zorlanma ve hatta idrar yapamama, sepsis gelişmesi riskine sahip akut prostat iltihaplanması olabilir. İdrar tahlilinde infeksiyon olmasa bile biopsi öncesinde hastaya antibiotik başlanması (biopsiden bir gün önce başlayıp, 3 gün süren) önerilmektedir. Biopsi sabahı mutlaka basak temizliği için, doktorunuz tarafından size reçete ediliş lavman ile bu temizliğin sağlanması gereklidir.

Prostat iğne biopsisi için hastanede yatmak gerekli değildir. Biopsi işlemi yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Numune alınmasından sonra idrarda, menide ve dışkıda kanama olabilir. Bu kanama zamanla geçecektir. Uzan süren ve şiddetlenen kanama durumlarında mutlaka doktorunuzla irtibat kurunuz. Yukarıda belirtildiği gibi, antibiotik önlemine rağmen dahi, %0.1 oranında biopsi sonrasında yüksek ateşlenme, titreme ve idrar yapmada zorlukla seyreden akut prostat iltihaplanması görülebilir. Bu durumda da mutlaka doktorunuzla irtibata geçmeniz gerekmektedir.

Prostat biopsi örneklerinin patolojik değerlendirilmesi sonrasında elde edilen sonucun yorumlanması için doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Zira elde edilen raporda, prostat kanseri olduğu durumlarda kanserin görüldüğü prostat alanı ya da alanları, kanserin ilerleme potansiyeli oldukça önemlidir. Patolojik değerlendirmeden sonra prostat kanseri varlığı ortaya konulmuşsa, öncesindeki prostat muayene özellikleri ve kan PSA düzeyine göre ek bazı tetkiklere gerek duyulabilir. PSA 10 ng/ml altında ise ek başka tetkike genellikle gerek duyulmaz. Prostat içinde sınırlı kalmış prostat kanseri olarak öngörülür ve tedavi alternatifleri sunulur. Ancak PSA 10 ng/ml. den fazla ise kemik sintigrafisi ile tüm vücuttaki kemiklerin taranması (zira prostat kanseri en sık kemiklere yayılım gösterme potansiyeline sahiptir) ve gerektiğinde karınaltı alanının bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi istenecektir.

Gerekli görülen tüm tetkiklerin ardından tümörün klinik yapısı ortaya konularak o duruma uygun tedavi seçeneği hasta ile görüşülecektir.

Prostat Kanserinde Evreleme

Prostat kanserinin hastalık evreleri ve farklılaşma-ilerleme potansiyeli (grade)
Prostat kanser evreleri (TNM sınıflaması):

(Burada T: Tümörü, N: Lenf nodülünü, M: uzak metastazı temsil etmektedir)

Tx Tümör varlığı değerlendirilmemiştir
T0  Tümör yok
T1Klinik olarak parmakla ve görüntü ile tespit edilemeyen tümör
T1a  Diğer bir nedenle yapılan ameliyat sırasında saptanmış ve örneklerin %5’inden az olan tümör
T1b    Diğer bir nedenle yapılan ameliyat sırasında saptanmış ve örneklerin %5’inden fazla olan tümör
T1c  Prostat muayenesi normal, prostat biopsisinde tespit edilmiş tümör
T2   Tümör prostat içinde sınırlı ve muayenede hissedilebiliyor
T2a  Prostatın bir yanının yarısından azında tümör var
T2b  Prostatın bir yanının yarısından fazlasında tümör var
T2c  Prostatın her iki lobunda da tümör var
T3   Tümör prostat kapsülünü aşmış
T3a Tümör prostat kapsülünü aşmış
T3b – Tümör seminal veziküllere(meni kanalı) sirayet etmiş
T4   – Tümör seminal vezkiül dışındaki diğer komşu organlara da sirayet etmiş
T4a – Tümör mesane boynuna da sirayet etmiş
T4b – Tümör prostat altındaki kaslara ve pelvik tabana sirayet etmiş
Nx   Bölgesel ak kan (lenf) bezlerinde örnekleme yapılmamış
N1  Bölgesel lenf bezlerinde < 2 cm tek bir adet lenf bezinde tümör var
N2  Bölgesel lenf bezlerinde 2-5 cm arasında ya da 5 cm.den büyük olmayacak şekilde birçok lenf bezinde tümör var
N3  Bölgesel lenf bezlerinde > 5 cm boyutunda lenf bezinde tümör var
Mx  Uzak organlara tümör yayılımı konusunda değerlendirilmemiş
M1  Uzak organ metastazı var
M1a Uzak lenf bezlerinde tümör var
M1b  Kemiklere sirayet etmiş tümör yayılım var
M1c  Diğer organlarda tümör yaylımı var

Resim-6’da Evre T2 yani prostat kapsülü içinde olan tümör evresinin 3 alt grubu olan 2a, 2b ve 2c olarak şematik görüntüsü gösterilmektedir. Sarı renkli bölgeler kanser dokusu olarak resmedilmiştir. Resim-7’de ise Evre T3 yani prostat kapsülünü aşmış tümör evresinin 2 alt grubunun şematik görüntüsü verilmektedir. T3a evresinde sadece prostat kapsülünün dışına çıkış söz konusu iken, T3b evresinde prostat kapsülünü geçtikten sonra meni bezlerine (seminal veziküle) sirayet etmiş kanser yapısının varlığı söz konusudur.

 

Resim 6

Resim 6

 

 

 

 

 

 

 

Resim 7

Resim 7

 

 

 

 

 

 

 

 

Gleason Skor Nedir?

Biopside kanser teşhis edildikten sonra, biopsi örneklerindeki kanser hücrelerinin üreme ve yayılım hızı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan kanser hücrelerinin değişim derecelerine bakılır. Bu derecelendirme Gleason Skorlama olarak isimlendirilir. Hücrelerdeki farklılaşma özellikleirne göre 1’den 5’e kadar aralıkta hücrelerin en sık görülen iki farklılık derecesi tespit edilir (Şekil-6). Klinikte en sık karşılaşılan kanser hücre farklılaşma derecesi 3 dür. Kanser içinde en sıklıkla tespit edilen iki değerin toplamı skoru verir. Gleason Skor 2 ile 10 arasında değişen bir skordur. “2” yavaş ilerleme potansiyeline sahip kanser hücrelerini ifade ederken, “10” aşırı hızlı ilerleme ve çoğalma kapasitesine sahip tümör anlamını taşır.

Gleason Skor 2-4: İyi differansiye (iyi nitelikte farklışama gösteren) kanser hücreleri
Gleason Skor 5-6: Orta differansiye kanser hücreleri
Gleason Skor 7-10: Kötü differansiye kanser hücreleri

Yüksek “Gleason Skoru” yani aşırı hızlı çoğalma kapasitesine sahip tümörlerde, teşhis edildiğinde, prostat dışına yayılım ihtimalinin yüksek olduğu bilinmektedir. Düşük “Gleason Skoru”nda daha az agresif ve daha iyi prognoz (kür için olasılık ya da tedavi sonrası uzun dönem kansersiz yaşam) söz konusu iken, Yüksek “Gleason Skor”unda hızlı agresif kanser hücreleri nedeniyle uzun dönem prognoz ve kanser yayılımsız yaşam süresi daha sınırlı oranlarda kalmaktadır.

Biopsideki doku örneklerinin Gleason skoru ile ameliyat sonrası çıkartılan prostat dokusunun tümünün patolojik incelenmesi sonucu Gleason skor farklı olabilir. Bunun nedeni o farklı olan skor derecelerinin biopsi örneklerine denk gelmemiş olması olarak yorumlanabilir (Resim-8).

 

prostat-kanseri-10

Resim-9’da yukarıda belirtilen Gleason derecelerine göre nasıl Gleason Skor hesaplanmaktadır, şematize edilmiştir. Prostat kanserini oluşturan hücrelerin patolojik değerlendirmesi sırasında farklı Gleason dereceleri tespit edilebilir. Bunlardan en sıklıkla görülen ilk ikisi toplanarak “Gleason Skor” elde edildir. Bu toplamada patolojik incelemede görülen 1. sıradaki Gleason derecesi ilk sıraya, 2. sıradaki Gleason derecesi ise 2. sırada özellikle belirtilerek bu toplama işlemi yapılır ve Skor hesaplanır.

Resim-9: 

prostat-kanseri-11

 

Toplam “5” olsa bile burada 3+2 ile 2+3 arasında ya da Toplam “7” olsa bile 4+3 ile 3+4 arasında önemli farklılıklar söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle Gleason Skor patoloji raporlarında belirtilirken daima bu toplama sırası ile belirtilmektedir.

Tablo-1: Gleason derece ve toplam skoruna göre Prostat Kanseri hastalığının gelişme ve ilerleme hızının değerlendirilmesi yapılmaktadır. Tabloda bu skorlar Resim-9’daki renklendirmelerle benzer nitelikte renklendirilerek daha kolay anlaşılması sağlanmak istenmiştir.

glason-skor

Biopsideki doku örneklerinin Gleason skoru ile ameliyat sonrası çıkartılan prostat dokusunun tümünün patolojik incelenmesi sonucu Gleason skor farklı olabilir. Bunun nedeni o farklı olan skor derecelerinin biopsi örneklerine denk gelmemiş olması olarak yorumlanabilir (Resim-5 ve -9).

ÜroKlinik Bilgilendirme Platformu

 

Prostat Kanseri hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçiniz.


prostat kanseri

 

Summary
Review Date
Reviewed Item
Prostat Kanseri Nedir - Evreleri ve Tedavisi, Belirtileri ve Nedenleri Nedir?
Author Rating
51star1star1star1star1star